Bir Hayat Parodisi 2

0 Paylaşımlar

hayat senin bu siyah görsele ne eklediğinle ilgilidir.

Nasıl bir giriş cümlesi yazsam etkileyici olur?

Bunu düşünmemden ziyade insanların toplumdaki yadsınamaz yeri ve ilişkileri ele alınmalıdır. Sosyal hayat, gerçekleşmeyi bekleyen türlü düşünce, plan ve aktiviteler. Belki yaşlılık planları, gidilmek istenilen yerler vesaire vesaire hepsini bir kenara bırakalım bunların, önümüzde sabah yataktan kalkacağımız sonra gardrop başında dakikalarca düşünüp karar vereceğimiz elbiseler ve yeni güne başladıktan sonra en ufak mutluluğu bile işte hayat bu diye kendimize anlatmaya çabalayacak belki de berbat geçmesine sebebiyet verecek olan şeylerin olmasından içten içe çekineceğiz, başkalarının bizler için seçtiği seçenekler arasından en uygununu seçip kendi seçimimizmiş gibi hareket ederek aslında ne kadar özgür olduğumuzu düşüneceğiz.

Kahve makinesinin ışığı yandı uykum ve hayatımı anlamam arasında bir bardak zift gibi kahveyi avuç içlerime alıp dudaklarım yanarken dahi içmek için hazırlanırken, uykum ve hayatımı anlama demiştim ya işte tekrar özümsemek için söylüyorum kendi kendime benim uyanıklığım hayatımı anlamak için aksi halde ne farkı kalır ki zaten uykudan. Bak bu güzel söz yazmalıyım bir kenara. Güzel sayılabilecek hafta sonunun ardından bakalım bugün insanlarla gülümseyerek iletişim kurabilecek miyim?

Kendisini dinlemek daha huzur veriyor belki ruha, kendisini keşfediyor bence boş beleş kurulmuş bir kaç cümle ve sahte gülümsemelere maruz kalmıyor, sahte olacağını düşündüğü kelimeler sarfetmiyor insan. Ama bir yere kadar sosyal hayat denilen şeye düşmüşsem ve bu da içten içe hoşuma gidiyorsa  ayarlamalıyım tutarlı olmalı en azından. Koridorun sonundaki odama gidiyorum ve daha önceden ütülediğim, elbiseyi üzerime geçiriveriyorum saçlarımı toplayıp bir elimde soğumaya yüz tutan kahve bardağı diğer elimde telefon gözlerimle çantamı arıyorum. Arabamın anahtarına ilişiyor gözlerim bu da bi seçim. Otobüsle mi metroyla mı yoksa arabamla mı gitsem diyorum kendi kendime. Başkalarının seçimlerine kendi tercihimi ekleyebiliyorum en azından diyerek daha özgür hissediyor gibi anahtarı almayarak metroyla gitMeye karar veriyorum.

belki de hayat böyle küçük numaralarla yine istediğini alarak sizi kendi kararınızla belirlenen seçimlere yöneltiyor. Ama ama olsun ben özgür hissettim, hislerin mantıktan bir tık daha yukarda olduğuna inanırım canım öyle istemiştir öyle yapmışımdır. Hayatı anlamak işte, felsefeyle iç içe bazen bir soru soruyorum sonra bir tane daha sonra bir tane… arkası gelmiyor çoğu zaman hep ya bana göre yanlış şeylere düşüyorum ya da tutarsızlıklar peşimi bırakmıyor.

Binadan çıkarken merdivenlerin sessizliği ve katlardaki dairelerin içlerinde olan hayatlar aklıma geliyor, ayak seslerim yankılanırken herkesin hikayelerinin birbirinden farklı ancak yaşama biçimlerinin tekdüze olduğu eşlik ediyor sese, bu da hayatın onlar için hazırladığı fanus değil midir? O fanusun içine ister beş tane balık at istersen ağaçlar koy ya da kumunu değiştir ama sen ne kadar çıkabiliyorsun kendi kabuğundan ya da acaba çıkabileceğini biliyor musun ki?  

Siyah kasvetli demir kapısı olan bahçeden çıkarak kalabalık sayılan sokağa çıkıyorum, okula giden çocuklar işe giden kadın ve adamlar belki tatile giden insanlar kendilerine açıkladıkları bilinçle en doğru saydıkları şeyleri yapmaktan hiç çekinmeden emin adımlarla yarın ne yapacaklarsa aynısını yapıyorlar.

Aslında benim de yaptığım ekstrem bir şey yok ya. Olsun ben düşünüyorum belki bu insanlar da düşünüyor ama ne düşünüyorlar. Konuşmak için konuşmak var ya hani işte düşünmek için de düşünmek var. Düşüncelerinin nereye çıktığı önemli daha çok hayatta bir ağacın olduğu, düşünce çukurundan çıkarken kaç tane mantıklı ve tezatlarından sıyrılmış sözcük kalıbına dönüşecek fikir çıkardığın önemli.

Okul okumak ya da yüksek zümre insanı olmak değil kanımca, kafasının içiyle belli bir yaşa kadar tanışabilmeli insan. Hava sıcak bugün o yüzden üşümeden metroya kadar geliyorum hem biraz da yürürken nefes almış oldum, iyi oldu canım iyi. Yürüyen merdivenin sağına geçiyorum acelem yok paldır küldür yaşamak da bana göre değil zaten hayata dair detayları kaçırıyor olabilirim, yaşım kendimi tanıyacak kadar büyük kendimi yeniden tanımaya hevesli biri olacak kadar da genç gerisini tahmin edin.

Kalabalık ve insandan oluşmuş koca kütle turnikelere yaklaşırken tek sıra olarak didişmeye ve sırayla geçmeye başlıyor. Karmaşa bir anda düzenle buluşuyor, anlamak isteyene belki biraz da hayal gücüyle olayları nasıl yorumladığına bağlı olarak gelişen; işte hayat da böyle zorunlu kıldığı şartlarla beni tek sıra haline getiriyor düşüncesi.

İşyerime gitmek kendimi bir yerde çalışıyor hissetmek özgür olduğum anlamına mı geliyor. bence hayır özgürlük hayat şartlarından sıyrılarak benliğini doyurmak o yüzden ben özgür değilim aslında yine başkaları tarafından belirlenmiş saat aralıklarında hayatın zorunlu kıldıklarını yaşıyorum. mesai saatleri diye de bunu kendime açıklıyorum. aslında ben değil sen de aynısını yaparak kendini iyi hissetmeye çalışıyorsun, hayat senin için belki de iş çıkışı arkadaşlarla oturup hasbihal etmek ya da benim için mesela kendimi sokaklara atmak kalabalıklar arasında kafa dinlemeye çalışmak, düşünmek kendi tanışıklığımı pekiştirmek, daha sonra ne istediğimi özümseyip arkadaşımı aramak, sevgilimle buluşmak, kitap okumak.

hayatı anlamak işte bir çok olgu için kendini yaşamaya değer vermek, çilelere de katlanıyor olmaksa sonunda kafesin içinde özgür hissetmek.

Peki sence hayat nedir, özgürlükle arkadaş mı yoksa? ya da tamamen zıt şeyler, sahi ne anlıyorsun hayattan. Sonra telefonumun ekranı yanıyor kendimle yüzyüzeyken birden mesaiye geç kalışımı müjdeleyen bir mesaj geliyor.

çalışmalıyım çünkü hayat bana bunu söylüyor. buradan bile bir çıkarım yapmalıyım. neyse şu an biraz ara veriyorum işlerim başımdan aşkın da, sağlıcakla kal içimdeki ben…

Deneyimlerini İfadelerle ve Yorumunla Paylaş
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

Back To Top