KALIP YARGILAR VE ÇOCUKLAR: Hikâye ve Masallar Çocukları Nasıl Etkiler?

0 Paylaşımlar

Merhabalar sevgili okurlar! Bugün sizlere masal, hikâye ve resimli kitapların, çocukların toplumsal cinsiyet rolleri anlayışını nasıl etkilediğinden bahsedeceğim. Şimdiden hepinize keyifli okumalar diliyorum!


Toplumsal cinsiyet, bireyin içinde yaşadığı toplumun psikolojisinin, o topluma ait kültürün ve kişinin kendi düşüncelerinin etkisiyle oluşan bir kavramdır. Biraz daha açacak olursam toplum ve o topluma ait kültürün biyolojik cinsiyetlerine bağlı olarak bireylere atadıkları rollerdir diyebiliriz. Dünyadaki tüm toplumlar, bireylerin nasıl davranacağı, nasıl görüneceği, nasıl algılayacağı ve ne düşüneceği hakkında onlara sorumluluklar yükler ve bu sorumlulukları yerine getirip kendi kurallarına uymalarını beklerler. Ben bu rollere ve görevlere ( adına ne demek isterseniz deyin) ”kalıp yargı” demeyi tercih ediyorum. Eğer belirledikleri bu kalıplara kendinizi sığdıramazsanız işte o zaman vay sizin halinize! Bana göre buradaki en acı durum ne biliyor musunuz? Bunları daha çocukluk çağımızda bizlere benimsetiyor olmaları. Öncelikle bu kalıpları ailemizden ve akrabalarımızdan öğreniyoruz. En basitinden sizlere bir örnek vermek istiyorum. Mavi renk oğlanların rengiyken, pembe renk kız çocuklarının rengidir. Bir kıyafet alınacağı zaman buna çok dikkat edilir. Oğlana pembe renkte bir kıyafet alınmaz çünkü o, ona ait bir renk değildir. Yahu, renklerin cinsiyeti olur mu hiç? Mantıklı geliyor mu size? Niye renklere cinsiyet atıyoruz hala anlamış değilim ve bakın bu sadece en basitinden bir örnekti. Kendi çocukluğunuzu göz önüne alırsanız emin olun buna benzer birçok örneği bulacaksınız. Ailemizin ve akrabalarımızın öğretilerinden sonra işin içine bir de çevre giriyor tabii. Komşularımız, okuldaki arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, sosyal medyadaki içerikler vb. pek çok çevresel etmen fikirlerimizin şekillenmesine sebep oluyor. Fikirlerin şekillenmesine büyük katkısı olan bir konu daha var ki o da kitaplar. Her yıl Kasım ayının ikinci Pazartesi günü başlayan hafta dünyada ”Dünya Çocuk Kitapları Haftası” olarak kutlanmaktadır. Ben de bu haftaya ithafen çocuk kitaplarında toplumsal cinsiyet rollerinin nasıl işlendiğine ve bunların çocukları nasıl etkilediğine dair bir yazı yazmaya karar verdim. Çünkü çocukluğumuzda okumayı sevdiğimiz resimli kitaplar, hikayeler ve masallar aslında bizleri sandığımızdan daha fazla etkiliyor olabilir.

Gelin, hep beraber bu konu hakkında yapılmış araştırmalar ne diyor bir göz atalım.

1) Yapılan çalışmalarda soruna çözüm getiren karakter olarak erkeklerin kadınlara oranla daha fazla yer aldığı tespit edilmiş. Burada çocuklar için iki problem ortaya çıkabilir. Birinci problem, kurtarıcı ve sorunlara çözüm bulan bir babaya sahip olmayan çocukların neler hissedeceğidir. Ayrıca erkek çocuklarının aklında ”Erkek kişilerden sorun çözülmesi bekleniyor. Bunu benden de bekleyebilirler.” düşüncesi belirebilir ve karşılaştıkları herhangi bir poblemi sonuçlandıramadıkları takdirde kendilerini başarısız ve işe yaramaz biri olarak görebilirler. İkinci problem ise kadınlara çözüme ulaştırma konusunda daha az yer verilmesidir. Bu durum, çocuklara kadın karakterlerin soruna çözüm getirme konusunda yetersiz kişiler olarak tanıtılmasına yol açmaktadır.

2) Kitaplarda cinsiyet rolleri açısından en net fark iş bölümü konusunda ortaya çıkmıştır. Mutfak işleri, ev temizliği ve düzenlemesi, çocuk bakımı, yemek yapma gibi sorumlulukların erkek karakterlerden daha çok kadın karaterlere verildiği görülmüştür. Ev geçindirme, para kazanma gibi sorumlulukların ise erkek karakterlere verildiği görülmüştür. Çocukların iş bölümü kavramını bu şekilde öğrenmesi sizce doğru mu? Kitaplar ”Kadınların doğasında sadece anne olmak ve bakım işleriyle ilgilenmek vardır.” düşüncesini işlerse çocukların bundan çıkaracağı pay nedir? Hepimiz cevabını biliyoruz bence. ”Ev işlerine daima kız çocukları yardım etmelidir.” fikri yerleşir zihinlerine. Oysa o evde yaşayan herkes cinsiyet gözetmeksizin birbirine yardım edip iş bölümü yapmalıdır. Böylece hem bireylerin sorumluluk bilinci gelişir hem de ailesi ile olan iletişimi kuvvetlenir. Sizlerden ricam şudur: Lütfen sevgili ebeveynler, çocuklarınıza yaşadığı evi temiz tutmanın, anne veya babaya yardım etmenin her insanın cinsiyet ayırt etmeksizin bir sorumluluğu olduğunu öğretin. Burada değineceğim bir konu daha var ki o da para kazanmanın erkeklerin görevi olarak işlenmesi. Erkekler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu düşündüğüm bir konu bu. Çünkü ilerleyen dönemlerde bir erkek aile kurmak istediğinde ‘iyi bir işte çalışıyor olma’ kriteri önüne çıkıyor. Bu da erkekler üzerinde iş bulma kaygısı, para kazanma kaygısı, toplumsal baskı oluşturuyor. Başka bir açıdan baktığımda bu konuda söyleyebileceğim bir şey daha var. Kadınların iş hayatında olmaması gerektiğine dair bir algı da oluşturuyor bu durum. Hem kadınları kısıtlamayı içeren hem de erkek birey üzerinde baskıyı artıran bu fikirlerin işlenmesinin kime yararı var? Bu konu hakkında size tek bir gerçek söyleyeceğim. Kadınların veya erkeklerin cinsiyet farketmeksizin kendi ayaklarının üzerinde durabilmesi için para kazanmaya ihtiyacı vardır. Yaşadığımız devri düşünecek olursak çocuklarımızı ayakları üzerinde durabilecek şekilde yetiştirmenin asıl konu olduğu aşikardır.

3) Çocuk kitaplarında ayrımı yapılan bir konu da karakterlerin yapacağı işlerdir. Yapılan incelemelerde bilim ile uğraşma oranının kadın karakterlerde erkek karakterlere göre daha az olduğu bulunmuştur. Bilimle uğraşmanın erkeğe özgü bir şey olduğu vurgulanmıştır ve çocukların bilimle uğraşan kişileri daha eril olarak anladıkları tespit edilmiştir. Oysa toplumsal düzende erkek ve kadının yapacağı işler konusunda ayrıma gitmek çocukların da ayrıma gitmesini tetikleyecektir. Bu sebeple işler ve meslekler konusunda ayrıma gidilmemelidir.

Verilen örnekleri dikkate alarak bir sonuca varacak olursak sevgili okurlar, çocuklarımızı sorgulama yeteneği gelişmiş birer birey olarak yetiştirirsek burada değindiğim birçok problemin üstesinden gelebiliriz. Bunun için de öncelikle ebeveyn, ağabey, abla olarak kendimizi bilinçlendirmeliyiz. Çocuklarımızın gelişiminin en önemli olduğu dönemlerde fikirlerinin doğru gelişebilmesi için bunu yapmalıyız. Ayrıca okuyacakları kitapları da dikkatle takip etmeliyiz. Görüyorsunuz, sonuçlar ortada.

Soran, mantık çerveçesinde düşünen, kalıplara sığmayı reddeden ve onları kıran çocuklar büyütmeliyiz dünyaya. Hepimiz sıkılmadık mı bu toplumsal rollerden ve kalıp yargılardan? Topluma göre şekil almak istemiyoruz. O kalıplara sığmıyoruz ve sığmayacağız da.

KAYNAKÇA

https://www.researchgate.net/profile/Gizem-Degirmenci/publication/329935238_Resimli_Cocuk_Kitaplarinin_Toplumsal_Cinsiyet_Kavrami_Acisindan_Incelenmesi/links/5c46d2b0299bf12be3da001c/Resimli-Cocuk-Kitaplarinin-Toplumsal-Cinsiyet-Kavrami-Acisindan-Incelenmesi.pdf

http://www.ekevakademi.org/Makaleler/957050834_05%20Derman%20KAYNAK-Elif%20AKTAS.pdf

Deneyimlerini İfadelerle ve Yorumunla Paylaş
+1
0
+1
1
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
0 Paylaşımlar
Merhaba sevgili okurlar! Gazi Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencisiyim. Spor ve egzersiz başta olmak üzere çeşitli konularda yazılar yazıyorum.

Bir cevap yazın

Back To Top