Ön Yargı Nedir?

0 Paylaşımlar

Toplum olarak sıklıkla kullandığımız bir kavram olarak gün yüzüne çıkmakta ön yargı. Bizim de hayatımızda sıklıkla yaptığımız bir düşünce biçimi. Bir kimse, olay, durum ya da grupla ilgili önceden edinilen yargı. Bu yargılar içerik olarak genel anlamda olumsuzluk içeren düşüncelere girerek peşin hüküm vermemize neden olur. Bu nedenle var olmayan bir şey üzerinden kalıplara girmiş oluruz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tam anlamıyla ön yargıyı özetleyen tanım cümlesidir.

Toplum içinde önyargı kişinin kararlarının tek taraflı olmasını sağlayan düşünce biçimidir. Kişiye özgü içsel bir olumsuz kalıp yargılar olduğu için nesnellikten uzak öznel bir yapı olmaktadır. Bu öznel yargı kalıplarına girerken nesnel değerleri kullanmaması olası değildir. Önyargılar kişiye ve yaşadıklarına göre değişebilir. Bu nedenle öznellik barındırır. Düşünce yapısını oluşturan ve onu etkileyen çok fazla etmen bulunmaktadır. Çevre, toplum, din… bu sayede peşin yargıya varma kişiye göre farklılık göstermekte.

Ön Yargı: Cehaletin Çocuğu | KreatifBiri

GÖZ SADECE ZİHNİN ANLAMAYA HAZIR OLDUĞU ŞEYİ GÖRÜR

ROBERTSON DAVİES

Sosyal yaşam içerisinde kişinin deyim yerindeyse at gözlüğü ile bakmasıdır. Bakış açılarının ve asıl görülmek istenilen yargısıyla oluşur önyargılar. Bu da zihnimizi sadece o yönde düşünebilme üzerine kilitler ve gerçekten o kalıp yargının doğruluğuna inanarak sosyal yaşama devam ederiz. Bu da iletişim becerilerimizin, toplumsal uyumun olumsuz olarak etkilenmesine neden olur.

‘Bir çok insan düşündüğünü sanır aslında yaptıkları tek şey önyargılarını yeniden düzenlemektir’ William James

Önyargının kişiye özgü farklılık barındırmasının ardında bazı sosyal yaşantı algı biçimleri oluşmakta. Türk toplumu olarak cinsiyet farklılığından oluşan bir çok sorunla ve farklı düşünce tarzlarıyla karşı karşıyayız. Elbette ki bu konu hakkında da kalıp yargılarda bulunulmakta. İş hayatı düşünüldüğünde erkeklerin kadınlara oranla çalışma oranı daha yüksek. Geçmiş yıllara bakıldığında günümüzde bu fark oldukça azalmış olmaktadır. Önceki yıllarda bu çalışma biçimiyle ilgili toplumsal inanıştan ötürü kadınlara karşı önyargı düşüncesi bulunmaktaydı. Sadece ‘kadın işleri’ yapılabilineceği düşüncesindelerdi. Bu kalıp yargının toplumsal bir önyargı biçiminden ileri geldiği açık bir şekilde ortada. Zaman içerisinde kadınların iş hayatında çeşitli meslek gruplarında bulunmalarından ve yaptıkları işlerde de gayet başarılı olmalarından kaynaklı topluma ait düşünce biçimi yıkılmaya başlandı ve neredeyse yok oldu. Günümüzde hala önyargı içerisinde olan ve kendi içinde olumsuz yargılar barındıran bir çok insan bulunuyor. Bunlar bireyin zihninde yatan bilişsel yapıların oluşturduğu düşünce biçimi. Kendini yaşatan kalıp yargılar içerisinde bulunarak bu düşüncelerini onaylıyorlar. Bu konu için de Albert Einstein’ın bir cümlesi çok yerinde olacaktır. ”Bir önyargıyı yok etmek atomu parçalamaktan daha zordur.” Bu nedenle günümüzde önyargılar toplumsal sorunlara dönüşebilmektedir.

ÖNYARGI ENGELLENEBİLİR Mİ?

Toplumsal bir sorun olarak gün yüzüne çıksa da önyargı kişiye özgü bir problemdir. Zihinde yapılan yargıların düşüncelere dönüştürülmüş hali olarak ortaya çıkar. Kişiler sayesinde topluma ait bir yargı biçimi oluşmuş olur. Temelde oluşan bu denklemin çözümü kişi içi düşünce yapılarının değiştirilmesidir. Olumsuzluk barındıran yargılardan kurtulmaya başlamak en iyi başlangıç olacaktır. İnsan neye inanırsa onun esiri olur. İnancımız yönünde düşüncelerimizi değiştirebilir ve farklı olabilecek şeylere pozitif bakabiliriz. Farklılıklarımız bizi zenginleştiren ve toplumsal olarak özgünlük oluşturan şeylerdir bunlara pozitif bakarak hayatımızı şekillendirmek bize çok daha iyi gelecek sağlıklı ilişkiler kurabilmeye faydalı olacaktır.

Elbette yeni bir durum, olay, kişi… karşısında ilk izlenim ve fikir oluşacaktır. İnsan beyni yeni olan her şeye adapte olabilmek için onunla yaşanılan benzer bir şeyle ağ kurarak hareket edilmesini kolaylaştırır. Bu sayede biz bazı kalıp yargılara girerek düşüncelerimizi şekillendiririz. Önemli olan bu yeni durumlara adapte olurken benzer durumlardan alınan örneklerden farklılık barındırdığı her yeni şeyin kendine özgü olduğunu bilmektir. Bu farklılıkların var olabileceğinin inancında olur ve benimsersek karşılaştığımız zaman olumsuz yargılara varmak yerine olumlu bakarak uyum sağlamış oluruz. Bu sayede kendimizi şartlandırma içerisine sokmadan hareket eder ve yaşayıp, tanıyıp, deneyimleyip gerçek bir yargıya varmış oluruz.

Yargılar ve düşünceler hayatta her konuda olduğu gibi insan zihninde var olan bir şey. Önemli olan onları olumlu yönde şekillendirerek kendimizi her duruma, konuya, kişiye… göre uyum sağlamayı amaçlayarak çeşitlilikleri kabullenebilmek. Unutmayalım her şeyi kendine özgü bizi zenginleştiren farklılıklarımız.

Deneyimlerini İfadelerle ve Yorumunla Paylaş
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
0 Paylaşımlar

Bir cevap yazın

Back To Top